Erzincan’ a 20 kilometre uzaklıkta bulunan Altınbaşak Beldesinde çevre belde ve ilçelerden gelerek içki alan ve içenlerin çıkardıkları kavgalardan bıkan Belediye Başkanı aldığı meclis kararı ile beldede içki satışını yasakladı....
Erzincan da iftar’a kavuşmak için aceleyle karşıdan karşıya geçen çifte otomobilin çarpması sonucu hastaneye kaldırılan yaralı çiftten 35 yaşındaki Birgül Kaçmaz hayatını kaybetti....
Erzincan İl Genel Meclisi Eylül ayı ilk toplantısı yapıldı. Yapılan toplantı öncesi bir konuşma yapan İl Genel Meclisi Başkanı Ünal Tuygun, İl Genel Meclisi ve Meclis üyelerinin yaptıkları işlerin başkaları tarafından sahiplendiğini belirterek meclisin ve meclis üyelerinin h...
Erzincan Üniversitesi 2010-2011 eğitim-öğretim yılı kayıtları 31 Ağustos 2010 tarihi itibariyle başladı...
Erzincan Esnaf ve Sanatkarlar odaları Birliği Birlik Başkanı Necmettin Ünal, bir basın açıklaması yaparak 12 Eylül de yapılacak olan referandum oylamasında “evet” oyu kullanacaklarını söyledi. ...
Doğan; “AK Parti İl Başkanı Gibi Davrananlar Gelsin Neden ‘Evet’ Dediklerini Açıklasın”...
30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 88. yıldönümü ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü Türkiye genelinde olduğu gibi Erzincan'da da büyük bir coşku içerisinde kutlandı. ...
Bir dizi açılışlar da ve inceleme-lerde bulunmak üzere Erzincan’ a gelen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, vatandaşlara referandumdan bahsederek Anayasa da yapılacak olan değişiklikleri anlattı....
Refahiye'nin Dumanlı dağlarına motorlarla bir gezi düzenledik. Belki motorsikletlerle olsa gerek içerisinde saatlerce gezindik Fakat dolaştığımız yerler bitmedi. Gerçekten çok güzel bir yer. Üstelik harika bir formu var hele birde en yüksek tepesind...
Şu karşı yaylada göç katar katar, Bir güzel sevdası serimde tüter, Bu ayrılık bana ölümden beter, Geçti dost kervanı eyleme beni. Pir Sultan Abdalım kalkın aşalım, Aşıp yüce dağı engin düşelim, Çok nimetin yedik helalleşelim, Geçti dost ...
Kalp; vücudumuzun ortalama dakikada ihtiyacı olan 5-6 litre kanı pompalayan ve bu görevini hiç durup dinlenme şansı olmadan yapan bir organımız. Anne karnında henüz daha bir fasülye büyüklüğüne bile ulaşmamış canlıda ( hamileliğin ilk 4 haftasında, ultrasonografi ile) hiçbir organ belirlenemezken 1-2 mm çapında çalışan bir kalbi görebiliriz. Kalp görevini hiç ara vermeden gerektiğinde kapasitesini 3-5 misli artırarak ölünceye kadar sürdürür.Ortalama 70 yıl yaşayan bir insanın kalbi bir ömür boyunca aralıksız 2,5 milyon ton kan pompalamış olur. İnsanların ölüm belirtisi kalbin durmasıdır. Tüm organlar görevini yapamaz hale gelebilir(geriye dönüşsüz) ve bu görevleri cihazlar sürdürebilir. Ancak kalp hala düzenli veya düzensiz çalışıyorsa o kişi hem tıbben hemde hukuken canlı olarak kabul edilir. Kalp durmadıkça yani monitorde o düz çizgi oluşmadıkça ölüm kararı verilmez. Kalbimizin bize verdiği hizmetlerin önemini anlatmak için kelimeler yetmez. Elbetteki vücudumuzdaki tüm organlar önemlidir. Ama onların bir çoğunun yedeği vardır.Tek göz,tek kulak,tek böbrek, yirmide bir kalan karaciğer hayat boyu bize yetebilir. Ancak kalp için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Kalp; hastalıkları sonucu rezervini kaybedebilir bazı bölgeleri görev yapmayabilir. Ancak o her şeye rağmen dokuların ihtiyacı olan kanı pompalamak zorunda olduğu için, kendine yeni şekiller ve yeni çalışma düzenlerini oluşturur ve sonuçta görevini en yüksek verimlilikte sürdürmeye çalışır İnsanlar; kalbin önemini ; en içten ve en güzel duygularını kalpleriyle ifade ederek göstermektedir. Kalp Sevginin ve aşkın sembolü olmuştur. Kalpten sevmenin üstünde bir sevgi tanımlanmamıştır. Küskünlük ve kırgınlıklardaki derinlik kalbin kırılması şeklinde ifade edilmiştir. Acımasız, sevgisiz insanlar kalpsiz olarak adlandırılmıştır. İşte kalp böyle bir organ. Kimilerine 30 sene kimilerine 100 sene hizmet ediyor. Acaba Yaradan onu ‘kaç yıl’ çalışabilecek özellikte yarattı. Bu sorunun cevabı; bence ‘yeryüzünde en uzun süre yaşayan insanın yaşadığı süre kadar’ herkesin kalbi kendisi için çalışabilir. Ancak hastalıklar olmasa veya zamanında tedavi edilebilse 20. yüzyılın başında insanların ortalama ömürleri 40-45 yıl idi. Enver Paşa Sarıkamış faciasına yol açan kararları verdiği zaman 33 yaşındaydı. 39 yaşında da ölmüştü. Bu yıllarda 60 lı 70 li yaşlara ulaşan insan sayısı çok az idi. 1850 yılında İngilterede 80 yaşındaki insan oranı yüzbinde bir kadar azdı. Sonuçta insanlar 100 yıl önce günümüzle karşılaştırıldığı zaman çok kısa süre yaşıyorlardı. Bunun en önemli sebebi; savaşlar ve bulaşıcı hastalıklar dı Yani günümüzde ölüm sebepleri arasında alt sıralarda yer alan sebepler o günlerde mutad ölüm sebepleri idi. İnsanlar uzun süre yaşama şansı elde edemedikleri içinde günümüzde konuşulan ve önemli sağlık problemi olarak görülen hipertansiyon, şeker hastalığı,kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi hastalıklara yakalanamıyordu. Günümüzde o günün problemleri yok ve insanlar daha uzun yaşıyor ama karşılaştıkları sağlık sorunlarda o günden çok farklı. Hayatımız boyunca bizim için hiç duraklamadan çalışan kalbimiz için biz neler yapıyoruz. Ona hak ettiği değeri veriyor muyuz? Onu yeteri kadar koruyor muyuz? Kardiyolog olarak cevabım elbetteki hayır. Ancak Ülkemizin insanları bu konuda çok yavaşta olsa bilinçleniyor ve kalbi koruyucu önerileri uygulamaya çalışıyor. Günümüzde kalp yetmezliği nedeniyle hastanede yatan veya sık sık hastaneye gitmek zorunda kalan 50 yaş üzerindeki hastaların, hastalıklarının en sık nedeninin 25-30 yıl önce geçirdiği romatizmal ateş olduğu artık unutulmaya başladı. Çünkü basit bir gripal enfeksiyon şeklinde başlayan ve uygun tedavi verilmediği zaman kalp kapaklarını etkileyen bu hastalık toplumun bu konuda bilinçlenmesi ile önlenebilir hastalık haline geldi. Artık çocuklarımız romatizmal ateş geçirse bile uygun ve düzenli tedavi ile kalpleri bu hastalıktan etkilenmiyor ve gelecekleri kurtarılıyor. Doğumsal kalp hastalıklarından korunma konusunda da halkımız önemli mesafeler katetti. Hamilelik süresince bu hastalıkların oluşmaması için hem takip eden doktorlar hem anneler gereken hassasiyeti gösteriyorlar ve en az sayıda oluşmasını sağlıyorlar. Her şeye rağmen oluşan doğumsal kalp hastalıkları gecikmeden yapılan operasyonlarla düzeltilmeye çalışılıyor. Günümüzde artık kalp hastalığı denilince akla kalp krizi geliyor. İnsanlarımızın sohbetlerinde damar tıkanıklığı,stent, bypass kelimeleri çok sık yer alıyor. Kalbi besleyen damarların tıkanması veya daralmasıyla karekterize olan bu hastalıklar erkekler daha çok olmak üzere her iki cinside rahatsız ediyor ve insanlar bu hastalığa yakalanmamak veya korunmak istiyor. Koroner kalp hastalığına kimlerin yakalanacağını söylemek mümkün değil. Çünkü hem şişmanların hem zayıfların, hem zenginlerin hem fakirlerin, hem gençlerin hem yaşlıların hastalığı. Ancak kimlerin risk altında olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi size sorsam ki? Kimler trafik kazası yapar. Cevabınız şunlar olur; aşırı hız yapanlar,alkollü ve uykusuz araba kullananlar, lastikleri veya freni iyi olmayan arabayla seyahat edenler. Bunlar mutlak sebep değildir. Ancak risk faktörleridir; bu mantığı Koroner kalp hastalıklarına uyarladığımız zaman risk altında olan kişileri tahmin edebiliriz Hipertansiyon, kolesterol yüksekliği , şeker hastalığı, sigara, hareketsizlik; önlenebilir , ailevi geçiş önlenmesi mümkün olmayan risk faktörleridir. Bu faktörlere sahip olanların koroner kalp hastalığına yakalanma ihtimali olmayanlar göre daha yüksektir. Toplum kısmen hipertansiyon , kolesterol yüksekliği ve hareketsizliği ciddiye almakta sigarayı bırakma konusunda duyarsız kalmaktadır.Bu davranış tesadüfi değildir. Çünkü endüstrinin isteği bu yöndedir. Bu konuda söylenecek şey oldukça çok. Ben sadece kısa öneriler yaparak yazımı bitireceğim. Mutlaka sigarayı bırakalım, her gün en az 45 dakika tempolu yürüyüş yapalım, ideal kiloya gelmek için çaba gösterelim Görüşmek üzere hoşça kalın